Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 2.84/5 - 58 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Mevsim Geçişi: Sonbahara Giriş ve Ziya ile Alfa Hareketinin Terk Edilmesi
#1
RasitTunca-4 


Mevsim Geçişi: Sonbahara Giriş ve Ziya ile Alfa Hareketinin Terk Edilmesi

(Kar©glan’ın 21 Eylül 2016 Vaazı)

Giriş: Nur ve Ziya Kavramları

İman, hakikati görmemizi sağlayan bir nurdur. Akıl, kalp ve ruh bu nur ile aydınlanır. Ziya (ışık) ise, güneşten gelen ve gözümüzün fiziksel olarak görmesini sağlayan ışıktır. Bu iki kavramı bir deneyle açıklayalım:

Karanlık bir odada bir lamba yaktığımızı ve önümüze bir bardak su koyduğumuzu düşünelim. Lambanın ışığı sayesinde bardağı görür, varlığından emin oluruz. Lambayı söndürdüğümüzde ise bardak ortadan kalkmaz; sadece onu görmemizi sağlayan ışık kaybolur. İşte iman, bardağın orada olduğuna dair kesin bilgiye ve gönül huzuruna sahip olmaktır. İnkâr ise, lamba söndüğünde bardağın yok olduğunu sanmaktır. Bu benzetme, inkârın genellikle ya gözün (aynel yakin) ya da aklın (hakkal yakin) hakikati tam olarak kavrayamamasından kaynaklandığını gösterir.

Ziya ve Mevsimlerin Dengesi

Güneşin ışığına Arapça'da "Ziya" denir. Güneşten gelen bu ışıma, sadece bir enerji değil, aynı zamanda kâinattaki dengenin de bir parçasıdır. Bu denge, her şeyin yerli yerinde olmasıyla sağlanır. Tıpkı 12 ay ve 12 burcun eşit şekilde dağılması gerektiği gibi, her bir burcun ve onların temsil ettiği niteliklerin de dengede olması gerekir. Bu denge, hayatın ve mevsimlerin döngüsünü mümkün kılar.

Güneş sistemimizdeki her özellik, o sistemin işleyişi için gereklidir. Daha önce belirttiğimiz gibi, her mizaç bir peygamber grubunu temsil eder. Örneğin, Oğlak burcu Şuayb ve Yakup kıssalarıyla ilişkilendirilir. Bu dengedeki bir eksiklik veya fazlalık, sadece insanları değil, bitkileri, hayvanları ve hatta hava olaylarını bile etkiler. Tıpkı bir inşaat malzemesinin azlığının veya çokluğunun yapıyı etkilemesi gibi.

Alfa Hareketi ve Ziyanın Yönetimi

Peygamberimizin sünnetinde, eşyayı tutuş ve oturuş şekilleri gibi birçok davranışta "Alfa" hareketi olarak adlandırabileceğimiz bir yansıma vardır. Bu hareketler, güneşin ziyasını (ışımasını) artıran birer davranış biçimi olarak düşünülebilir. Bu sene, bu hareketlerin yaygınlaşmasıyla birlikte ziyası kuvvetli ve sıcak bir yaz geçirdik.

Ancak şimdi sonbahara giriyoruz. Yaprakların sararması, havaların serinlemesi ve doğanın kışa hazırlanması için ziyanın azalması gerekmektedir. Bu sebeple, yaz boyunca devam ettirdiğimiz bu hareketleri artık yavaş yavaş terk etme vakti gelmiştir. Bu, tasavvufta "terki terk" olarak bilinen bir makamdır.

Tasavvufta "Terki Terk"

"Terki terk", önce bir şeyi (mesela abdestsiz dolaşmayı) terk edip, sonra o terk edişin kendisini de terk ederek tekrar abdestsiz dolaşabilmektir. Bu bir gerileme değil, mevsimlerin ve zamanın gerektirdiği bir uyumdur. Nasıl ki ilkbaharda yeşil, yazın kırmızı ve sarı, sonbaharda ise toprak ve kahverengi tonları hâkim oluyorsa, insanın hali ve amelleri de bu döngüye ayak uydurmalıdır. Kışın gelmesi için gece ve karanlığın galip gelmesi, bir anlamda "kötülüğün" de işlevini görmesi, dünyanın dengesi için gereklidir. İyiliklerin yanında, bu dengenin bir parçası olan zorluklar ve sıkıntılar da vardır. Yunus peygamberin kıssasında olduğu gibi, bazen sitem etmek ve farklı bir hâle bürünmek, döngünün bir gereği olabilir.

Bu bağlamda, yaz boyunca yaptığımız alfa hareketlerini ve oturuşunu şimdilik terk ederek, sonbaharın ve kışın gelişine izin vermeliyiz. Bu, sünneti terk etmek değil, mevsimin ve zamanın hakkını vermek, yani "terki terk" etmektir.

Gündüz ve Gecenin Uzaması Üzerine

Ayetlerde, gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kılmamız emredilir. Bu vakitler, aynı zamanda gündüz ve gecenin birbirine geçtiği sınır noktalarıdır. Mevsimlerin değişimi ve gecelerin uzayıp gündüzlerin kısalması da bir yönüyle bu sınırlarla ilişkilidir. Allah’ın, geceyi gündüze, gündüzü geceye kattığını bildiren ayetler, bu döngünün ilahi kudretle olduğunu gösterir. Hz. İsa’nın ölüleri diriltmesi gibi mucizeler Allah’ın izniyle gerçekleştiği gibi, bu döngülerde de insana düşen, bu ilahi sistemi anlamak ve ona uygun hareket etmektir.

Raşidi Tarikatı ve Varoluş Gayesi

Başağaçlı Raşit Tunca (Karoglan) tarafından kurulan Raşidi Tarikatı, insanın yeryüzünde bir halife olduğu bilincini hakikat derecesinde öğretmeyi amaçlar. Tarikatın temel prensibi, bir nehir gibi akıp gelen büyük misyonlarla tek başına yarışılamayacağı, ancak bir grup ve düzenli bir yol ile bu akışa katkıda bulunulabileceği fikrine dayanır. Bu yönüyle Raşidi Tarikatı, günlerin, ayların, mevsimlerin ve hatta ziya ile nurun devamını sağlamaya yönelik bir usul ve yoldur.

Zikir ve İnsan Üzerindeki Etkileri

Zikir, sadece dil ile yapılan bir tekrar değil; kalp, beden ve amellerle bütünleşen bir eylemdir. Kuran-ı Kerim’in Arapça oluşu ve her kelimenin derin anlam katmanları barındırması, onun aynı zamanda bir ses ve frekans düzeni olduğu gerçeğini de beraberinde getirir. Her harf ve kelime, ebced hesabıyla belirli bir sayısal değere, yani bir frekansa karşılık gelir. Bu frekansların zikir yoluyla tekrarlanması, insan beyninde ve çevresinde enerjisel bir etki oluşturabilir. Bu ilim, günümüzde maddeye indirgenmiş olsa da, özü itibarıyla evrenin yazılımına dokunmanın bir yolu olarak görülebilir. Raşidi Tarikatı’nın zikir evradı da bu prensipler çerçevesinde düzenlenmiştir.

Mevsim Tesbihi ve Sınıflar

Raşidi Tarikatı’nda, sofinin manevi seviyesine göre farklı zikir ve tesbih modelleri bulunur. Mevsim tesbihi, mevsimin rengine ve enerjisine uygun olarak yapılan, 3. sınıf ve üstü sofiler için özel bir uygulamadır. Tarikatta, 5. sınıftan itibaren "Hizbül Kebir" ve "Hizbül Kasr" gibi düzenli virdler okunur. İlerleyen sınıflarda ise zamanın hakimiyeti, deprem, Hızır makamı gibi daha derin konular talim ettirilir. Nihai nokta ise mevsimleri ayarlama görevinin bir veliaht halifeye emanet edilmesidir.

Sonuç

Mevlana’nın "ölüme düğüne gider gibi gitmesi" kıssasından yola çıkarak, her şeyin bir vakti ve zemini olduğunu unutmamalıyız. Dua ederken ve bir şeyler talep ederken, istediğimiz şeyin hakikatini ve sonuçlarını iyi düşünmeliyiz. Mevsimlerin değişimi, gecenin ve gündüzün birbirine dönüşümü, hayatın ta kendisidir.

Rabbim, bu yolda yürüyenlere hayırlı ve mübarek kılsın, gayemizi hakikat eylesin.

Amin.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 21 Eylül Çarşamba

Original Kar © glan





Signing of Raşit Tunca

Raşit Tunca
Sevgiler Saygılarla Sunarım
Smileys-2
Cevapla


Bu Konudaki Yorumlar
Mevsim Geçişi: Sonbahara Giriş ve Ziya ile Alfa Hareketinin Terk Edilmesi - Yazar: Raşit Tunca - 05-30-2018, 11:10 PM

Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
RasitTunca-4 1997 de Hac Ettim ve Mekke ve Medineye Giriş Mühürlerim Raşit Tunca 0 1,314 03-07-2025, 12:17 AM
Son Yorum: Raşit Tunca

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi